
Modern dünyanın "yeni petrolü" ne diye sorarsanız, cevap şüphesiz: Çipler. Otomobillerden buzdolaplarına, akıllı telefonlardan savunma sanayindeki füze sistemlerine kadar her cihaz, milimetrik boyutlardaki bu silikon devreler sayesinde çalışıyor. Ancak son yıllarda yaşanan küresel tedarik zinciri kırılmaları, "Yarı İletken Krizi" gerçeğiyle dünyayı yüzleştirdi. Peki, bu kriz neden çıktı ve Türkiye, kendi yerli çipini üretme konusunda hangi aşamada?
Pandemi süreci, üretim dengelerini altüst ederken dijital cihazlara olan talebi patlattı. Ancak krizin tek sebebi talep artışı değil. Yarı iletken üretimi, dünyanın en karmaşık ve hassas süreçlerinden biridir.
Tedarik Zinciri Tekeli: Çip üretiminin %70'ten fazlası Tayvan ve Güney Kore gibi Asya ülkelerinde yoğunlaşmış durumda.
Hammadde Sorunları: Çip üretimi için gereken ultra saf silikon, neon gazı ve paladyum gibi nadir elementlerin tedariğinde yaşanan jeopolitik aksaklıklar üretimi yavaşlattı.
Su ve Enerji: Bir çip fabrikası, küçük bir şehir kadar su ve elektrik tüketir. Kuraklık ve enerji krizleri fabrikaları doğrudan etkiledi.
Bu durum, ülkelerin çip üretimini bir "Ulusal Güvenlik Meselesi" olarak görmesine neden oldu.
Türkiye için yerli çip üretimi, sadece ekonomik bir hamle değil, stratejik bir zorunluluktur. Özellikle Türk Savunma Sanayii'nin (İHA, SİHA, Elektronik Harp Sistemleri) başarısı, dışa bağımlı olmayan elektronik bileşenlere ihtiyaç duyar. Kendi çipini tasarlayamayan ve üretemeyen ülkeler, teknolojik ambargolara karşı savunmasız kalabilir.
Türkiye, milyar dolarlık devasa fabrikalar (Foundry) kurarak tüketici elektroniğinde (örneğin 5nm işlemci) rekabet etmek yerine, daha stratejik ve katma değerli alanlara odaklanıyor:
TÜBİTAK bünyesinde faaliyet gösteren YİTAL, Türkiye'nin çip üretimindeki amiral gemisidir. Burada, özellikle savunma sanayi ve uzay teknolojileri için kritik öneme sahip devreler üretilmektedir. Akıllı kart çipleri ve sensör teknolojileri burada geliştirilmektedir.
ASELSAN ve TÜBİTAK ortaklığıyla kurulan bu yapı, Türkiye'nin ilk ticari çip üretim girişimi olarak öne çıkıyor. Hedef; sadece laboratuvar ortamında değil, endüstriyel ölçekte güç transistörleri ve elektronik bileşenler üretmek.
Dünya artık sadece silikonu konuşmuyor. Türkiye, nanoteknoloji alanındaki yetkinliğini kullanarak, silikondan daha verimli olan Galyum Nitrat (GaN) tabanlı çipler üzerinde çalışıyor. Bu çipler, radarlarda ve 5G teknolojilerinde yüksek performans sunuyor.
Yerli çip üretimi sadece bir fabrika kurmakla bitmiyor; bu fabrikayı besleyecek hammadde ekosistemini de kurmak gerekiyor.
Nano Malzemeler: Çip üretiminde kullanılan fotorezist kimyasallar ve parlatma (CMP) süreçleri için nano boyutlu metal oksitlere ihtiyaç vardır.
İnsan Kaynağı: Yarı iletken tasarımı yapacak mühendislerin yetiştirilmesi için üniversitelerde yeni programlar açılıyor.
Yarı iletken krizi, Türkiye gibi gelişmekte olan ülkeler için bir uyanış çağrısı oldu. Tamamen yerli bir cep telefonu işlemcisi üretmek belki bugünün konusu değil, ancak savunma sanayimizi ve kritik altyapımızı yönetecek "akıl"ı, yani çipleri kendi topraklarımızda üretmek artık bir hayal değil, planlı bir devlet politikasıdır.