
Elinizde 1980 model bir makinenin kırık dişlisi var. Fabrikası kapanmış, teknik çizimleri yok. Bu parçayı CNC'de işleyip aynısını ürettiniz ama makineye takar takmaz dişli sıyırdı. Neden? Çünkü orijinal parça özel bir sementasyon çeliğiydi ve nitrürleme işlemi görmüştü; siz ise sıradan imalat çeliği kullandınız.
Tersine mühendislik (Reverse Engineering), bir ürünün "nasıl" yapıldığını anlamak için onu geriye doğru analiz etme sürecidir. Malzeme analizi ise bu sürecin en kritik aşamasıdır. Bir parçanın kimyasal "reçetesini" ve üretim "yöntemini" nasıl çözeriz? İşte adım adım rehber.
İlk soru şudur: "Bu parça hangi elementlerden oluşuyor?" İçinde ne kadar karbon, ne kadar krom veya molibden var? Bunu anlamak için iki temel teknoloji kullanılır:
En hassas ve yaygın yöntemdir.
Nasıl Çalışır? Cihaz, metal yüzeyine yüksek voltajlı bir kıvılcım (ark) atar. Buharlaşan metalin yaydığı ışığın dalga boyuna bakarak, içindeki elementleri ppm (milyonda bir) hassasiyetinde ölçer.
Sonuç: Cihaz size "Bu parça %0.40 Karbon, %1 Krom içeriyor, yani bu bir 4140 çeliğidir" der.
Dezavantaj: Parça üzerinde küçük bir yanık izi bırakır (Tahribatlı sayılabilir).
Eğer parçaya zarar vermemeniz gerekiyorsa (örneğin tarihi bir eser veya tek bir numune varsa) bu yöntem kullanılır.
Nasıl Çalışır? Tabanca şeklindeki cihaz, malzemeye X-ışınları gönderir ve geri dönen enerjiye bakar. Saniyeler içinde alaşım türünü söyler.
Kimyasal analiz bize "malzemeleri" söyler (un, şeker, yumurta). Ama malzemelerin nasıl pişirildiğini (ısıl işlem görüp görmediğini) söylemez. Bunu anlamak için mikroskobik dünyaya inmemiz gerekir.
Bu aşama metalurjinin en "cerrahi" kısmıdır:
Kesme: Numuneden küçük bir parça kesilir.
Bakalite Alma: Kesilen parça tutulabilmesi için plastik bir kalıbın içine gömülür.
Zımparalama ve Parlatma: Yüzey ayna gibi pürüzsüz olana kadar mikron seviyesinde parlatılır.
Dağlama (Etching): Parlak yüzeye asit (genellikle Nital) damlatılır. Asit, metalin tane sınırlarını ortaya çıkarır.
Mikroskopta Ne Görürüz?
Tane Yapısı: Taneler büyük mü, küçük mü? (Dövme mi döküm mü olduğunu söyler).
Fazlar: Martensit görüyorsak "su verilmiş", perlit görüyorsak "yumuşatılmış" demektir.
Kaplama Kalınlığı: Parçanın üzerinde krom veya nikel kaplama varsa, mikroskopta bu tabakanın kaç mikron olduğu ölçülür.
Kimyasını ve yapısını çözdük. Şimdi sıra ne kadar dayanıklı olduğunu ölçmekte.
Sertlik Taraması: Önceki yazılarımızda bahsettiğimiz Rockwell (HRC) veya Vickers (HV) yöntemleriyle parçanın yüzey sertliği ve (kesildiyse) çekirdek sertliği ölçülür. Eğer yüzey 60 HRC, çekirdek 30 HRC çıkıyorsa; bu parçanın "yüzey sertleştirme" (indüksiyon veya sementasyon) işlemine tabi tutulduğunu anlarız.
Çekme Testi: Eğer numune yeterince büyükse ve feda edilebiliyorsa, çekme testi yapılarak kopma mukavemeti belirlenir.
Tüm bu testlerden sonra elinizde şöyle bir rapor oluşur:
Malzeme: AISI 4340 Çeliği (Kimyasal analizden bulundu).
Isıl İşlem: Islah edilmiş ve ardından İndüksiyonla yüzeyi sertleştirilmiş (Mikroyapı ve sertlik testinden bulundu).
Sertlik: Yüzey 58 HRC, Merkez 35 HRC.
Artık bu veriyi alıp, ham çeliği sipariş edebilir ve aynı ısıl işlem adımlarını uygulayarak orijinaliyle birebir aynı performansta (hatta daha iyi) bir parça üretebilirsiniz.
Tersine mühendislik, öğrenmek ve yedek parça tedariki (özellikle üretimi durmuş parçalar) için mükemmeldir. Ancak, patentli bir ürünün birebir kopyalanıp ticari olarak satılması fikri mülkiyet hakları açısından suç teşkil edebilir. Mühendislik etiği gereği bu analizler, genellikle parça geliştirme, arıza analizi veya uyumluluk kontrolü için yapılmalıdır.
Tersine mühendislikte malzeme analizi, kayıp bir medeniyetin dilini çözmek gibidir. Şekil sadece buzdağının görünen kısmıdır; malzemenin gerçek gücü, atomik diziliminde ve kimyasında saklıdır. Bu analizleri doğru yapmak, "taklit eden" değil, "daha iyisini geliştiren" olmanızı sağlar.