Kategoriler
Savunma Sanayinde Yerlilik Oranı ve Kritik Hammaddeler

Savunma Sanayinde Yerlilik Oranı ve Kritik Hammaddeler

15.01.2026
Son yıllarda savunma sanayiinde "yerlilik oranı" sıkça duyduğumuz bir kavram haline geldi. %20'lerden %80'lere ulaşan bu oranlar, büyük bir başarı hikayesidir. Ancak teknik bir bakış açısıyla, yerlilik sadece "montajın nerede yapıldığı" veya "yazılımın kime ait olduğu" ile sınırlı değildir. Gerçek tam bağımsızlık, en temel yapı taşına, yani hammaddeye inebilmektir. Bir savaş uçağının iniş takımlarındaki titanyumdan, mühimmatın içindeki enerjik malzemelere kadar her bileşen, kritik hammadde tedarikine dayalıdır.

Son yıllarda savunma sanayiinde "yerlilik oranı" sıkça duyduğumuz bir kavram haline geldi. %20'lerden %80'lere ulaşan bu oranlar, büyük bir başarı hikayesidir. Ancak teknik bir bakış açısıyla, yerlilik sadece "montajın nerede yapıldığı" veya "yazılımın kime ait olduğu" ile sınırlı değildir. Gerçek tam bağımsızlık, en temel yapı taşına, yani hammaddeye inebilmektir. Bir savaş uçağının iniş takımlarındaki titanyumdan, mühimmatın içindeki enerjik malzemelere kadar her bileşen, kritik hammadde tedarikine dayalıdır.

1. Kritik Hammaddeler Nedir ve Neden Önemlidir?

Avrupa Birliği ve ABD gibi güçler, belirli elementleri "Kritik Hammaddeler" listesine almıştır. Bunlar, ekonomik önemi çok yüksek olan ancak tedarik riski taşıyan malzemelerdir. Savunma sanayi için bunlar şunları içerir:

  • Nadir Toprak Elementleri (REE): Füzelerin güdüm sistemlerinde, radarlarda ve lazerlerde kullanılan kalıcı mıknatısların (Neodymium gibi) kalbidir.

  • Tungsten (Volfram): Zırh delici mühimmatların ve yüksek ısıya dayanıklı nozulların ana maddesidir.

  • Kobalt ve Nikel: Jet motorlarının türbin kanatçıklarında kullanılan süperalaşımların olmazsa olmazıdır.

2. Hammaddeden Ürüne: Tedarik Zinciri Güvenliği

Bir ambargo durumunda, bitmiş ürünü alamamak bir sorundur, ancak o ürünü yapacak hammaddeyi alamamak üretimi tamamen durdurur. Örneğin, bir İHA motorunu yerli olarak tasarlayabilirsiniz. Ancak motorun yanma odasında kullanılan yüksek mukavemetli seramikleri veya türbin kanadındaki tek kristal alaşımı üretecek metal tozunu dışarıdan alıyorsanız, sisteminiz dışa bağımlıdır. Bu yüzden modern savunma stratejisi, "Maden Ocağından Muharebe Sahasına" (Mine-to-Battlefield) ilkesine dayanır.

3. Türkiye'nin Stratejik Avantajı: Bor ve Ötesi

Türkiye, bazı kritik hammaddelerde dünyada oyun kurucu pozisyondadır.

  • Bor Karbür: Dünyanın en büyük bor rezervlerine sahip olan Türkiye, bu minerali işleyerek helikopter zırhlarında, yeleklerde ve nükleer zırhlamada kullanılan yüksek katma değerli bor karbüre dönüştürmektedir.

  • Tungsten İşleme: Zırh delici uçlarda kullanılan tungsten karbürün yerli olarak işlenmesi ve toz haline getirilmesi, mühimmat teknolojisinde dışa bağımlılığı bitiren adımlardan biridir.

4. Metal Tozları ve Eklemeli İmalatın Rolü

Yerlilik oranını artırmanın en teknolojik yolu, 3D yazıcılar (eklemeli imalat) için gerekli olan metal tozlarını yerli üretmektir. Titanyum, Inconel veya Alüminyum alaşım tozlarını atomizasyon kulelerinde üretebilen ülkeler, karmaşık parça üretiminde kimseye hesap vermek zorunda kalmaz. Bu teknoloji, lojistik bağımlılığı azaltır ve hammadde israfını minimuma indirir.

5. Görünmez Tehlike: Yarı İletken Hammaddeleri

Savunma sanayinin beyni çiplerdir. Çip üretimi için gerekli olan ultra saf silisyum, galyum ve germanyum gibi elementlerin tedariki, geleceğin en büyük savaş alanı olacaktır. Gece görüş sistemlerinde kullanılan Germanyum merceklerin yerli üretimi, bu alandaki "optik bağımsızlığın" en güzel örneğidir.

Sonuç

Savunma sanayinde %100 yerlilik, sadece bir mühendislik hedefi değil, bir malzeme bilimi mücadelesidir. "Çeliği biz döküyoruz, tozu biz üretiyoruz, çipi biz tasarlıyoruz" diyebildiğimiz noktada, kağıt üzerindeki yerlilik oranları sahada "yenilmezlik" anlamına gelecektir. Madenlerin stratejik silahlara dönüştüğü bu süreçte, malzeme bilimcilere ve metalurji mühendislerine düşen görev, en az askerlerinki kadar hayatidir.