
Yaz aylarının vazgeçilmezi güneş kremlerini seçerken karşımıza iki tür çıkar: Kimyasal filtreler ve Mineral (Fiziksel) filtreler. Mineral filtrelerin kralı olan Çinko Oksit, yüzyıllardır cildi korumak için kullanılır. Ancak büyük bir kusuru vardı: Sürüldüğünde ciltte kalın, beyaz ve yapışkan bir tabaka bırakması. Tüketicilerin bu estetik kaygısı, bilim insanlarını parçacıkları küçültmeye itti. Nanoboyutlu çinko oksit, mineral korumanın gücünü şeffaflıkla birleştirerek kozmetik dünyasında kartların yeniden dağıtılmasına neden oldu.
Çinko oksit parçacıklarının boyutu, kremin cildinizde nasıl görüneceğini belirler.
Makro (Non-Nano) Çinko Oksit: Parçacıklar büyüktür (genellikle 100 nanometreden büyük). Işığı görünür spektrumda yansıtırlar, bu yüzden cildi beyaz gösterirler. Bariyer oluşturma konusunda mükemmeldirler ancak estetik olarak zayıftırlar.
Nano Çinko Oksit: Parçacıklar 100 nanometrenin altına, genellikle 10-50 nm boyutuna indirgenmiştir. Bu boyuttaki parçacıklar o kadar küçüktür ki, görünür ışığı yansıtmazlar, ışığın geçmesine izin verirler (şeffaf görünüm). Ancak tehlikeli UV ışınlarını bloke etmeye devam ederler.
Nano çinko oksidin kozmetikteki en büyük kozu,Geniş Spektrumlu (Broad Spectrum) koruma sağlamasıdır. Güneşten gelen iki tür zararlı ışın vardır:
UVA (Yaşlandırıcı): Cildin derinlerine işler, kırışıklık ve leke yapar.
UVB (Yakıcı): Cildin üst tabakasını yakar.
Çoğu kimyasal filtre sadece UVB'ye odaklanırken, Nano Çinko Oksit her ikisine karşı da fiziksel bir ayna görevi görerek ışınları cilde girmeden geri yansıtır ve saçar.
Nano çinko oksit sadece güneş kremlerinde değil, birçok üründe kahramandır:
Anti-Akne Ürünleri: Çinko oksit doğal bir antimikrobiyaldir. Bakterilerin üremesini engeller ve yağ üretimini dengeler.
Bebek Pişik Kremleri: Cildi yatıştırıcı ve onarıcı etkisi vardır (Genellikle non-nano tercih edilse de nano formülasyonlar da mevcuttur).
Makyaj Malzemeleri: Fondöten ve pudralarda hem güneş koruması sağlar hem de ürünün kapatıcılığını artırır.
Nanoteknoloji kozmetiğe girdiğinde, tüketicilerin aklında haklı bir soru belirdi:"Bu parçacıklar o kadar küçükse, derimden geçip kanıma karışır mı?"
Bilimsel otoritelerin (FDA ve AB Bilimsel Komitesi - SCCS) yaptığı kapsamlı araştırmalar şu sonucu ortaya koymuştur:
Deri Emilimi: Nano çinko oksit parçacıkları, sağlıklı ve bütünlüğü bozulmamış derinin en üst tabakasını (stratum corneum) geçip alt tabakalara veya kana karışmaz. Yüzeyde kalarak koruma sağlar.
Soluma Riski: İşte burası kritiktir. Nano parçacıkların solunması akciğerlere zarar verebilir. Bu nedenle uzmanlar, losyon veya krem formundaki nano ürünleri güvenli bulurken,sprey veya toz (pudra) formundaki nano ürünlere karşı temkinli yaklaşmaktadır.
Hawaii ve Palau gibi yerler, oksibenzon gibi kimyasal filtreleri yasakladı. Çinko oksit "Mercan Dostu" (Reef Safe) olarak kabul edilse de, nano formunun deniz yaşamı üzerindeki etkileri hala araştırılmaktadır. Bazı çalışmalar, nano parçacıkların deniz canlıları tarafından yutulabileceğini öne sürdüğü için, çevreye tam duyarlı markalar genellikle "Non-Nano Zinc Oxide" etiketini özellikle vurgular.
Nanoboyutlu çinko oksit, güneşten korunmayı "mecburi bir eziyet" olmaktan çıkarıp, günlük cilt bakım rutininin konforlu bir parçası haline getirdi. Eğer beyaz iz bırakmayan, hassas ciltlere uygun ve yüksek korumalı bir ürün arıyorsanız, nano-teknolojiyle güçlendirilmiş mineral filtreler şu an için en iyi seçeneğinizdir. Ancak sprey yerine krem formunu tercih etmek, güvenliği maksimize etmenin altın kuralıdır.