
Altın, tarih boyunca zenginliğin ve güzelliğin sembolü olmuştur. Ancak 21. yüzyılda altın, sadece bir mücevher olmaktan çıkıp bilimin en güçlü araçlarından birine dönüştü. Maddeyi atomik boyuta indirdiğimizde, sarı renkli o metal, yakut kırmızısı veya mor renge bürünerek Nano Altın (Kolloidal Altın) adını alır ve bambaşka özellikler kazanır.
Bugün, en pahalı yaşlanma karşıtı kremlerden kanser teşhis kitlerine kadar birçok alanda nano altın başrolü oynuyor. Peki, bu mikroskobik parçacıkları bu kadar değerli kılan nedir?
Nano altın, altın atomlarının nanometre ölçeğinde (genellikle 1 ila 100 nanometre arasında) süspansiyon halinde bulunduğu bir çözeltidir. Bu boyuttaki altın parçacıkları, ışıkla etkileşime girdiğinde "Yüzey Plazmon Rezonansı" adı verilen bir fiziksel olay sayesinde kırmızı veya şarap rengi görünür.
Kimyasal olarak kararlı (inert) olması, oksitlenmemesi ve insan vücuduyla uyumlu (biyouyumlu) olması, onu endüstriyel ve tıbbi uygulamalar için mükemmel bir aday yapar.
Kozmetik dünyası, nano altını sadece "lüks" bir etiket olduğu için değil, somut biyolojik etkileri olduğu için kullanmaktadır. Nano boyutun verdiği avantajla cildin en derin katmanlarına nüfuz edebilir.
Cildin elastikiyetini sağlayan kolajen proteini, yaşla birlikte azalır. Nano altın parçacıkları, cilt altındaki fibroblast hücrelerini uyararak kolajen sentezini artırır. Bu da kırışıklıkların azalmasına ve cildin sıkılaşmasına yardımcı olur.
Hava kirliliği ve UV ışınları ciltte "serbest radikaller" oluşturur ve erken yaşlanmaya neden olur. Nano altın, bu zararlı radikalleri nötralize ederek hücre ölümünü yavaşlatır.
Nano altın, diğer faydalı bileşenlerin (vitaminler, hyaluronik asit vb.) cilt tarafından emilimini kolaylaştıran bir taşıyıcı görevi görür. Yani kremin içindeki diğer maddelerin de performansını artırır.
Tıp dünyasında nano altın, özellikle teşhis ve tedavi (teranostik) alanında devrim yaratmaktadır.
Hamilelik testlerinde veya COVID-19 hızlı antijen testlerinde gördüğünüz o kırmızı çizgi, aslında nano altın parçacıklarının bir araya gelmesiyle oluşur. Kararlı yapısı ve parlak rengi sayesinde, biyolojik işaretleyicileri tespit etmek için en güvenilir malzemedir.
Nano altın parçacıklarının yüzeyi, kanser ilaçları veya genetik materyallerle kaplanabilir. Bu parçacılar, sağlıklı hücrelere zarar vermeden doğrudan hastalıklı hücreye gidip ilacı bırakabilir. Vücut tarafından kolayca tolere edilmesi, yan etkileri minimuma indirir.
Tıpkı manyetik nanopartiküllerde olduğu gibi, nano altın da belirli dalga boyundaki ışığı (lazer) emerek ısınabilir. Bu özellik, tümör hücrelerinin ısıtılarak yok edilmesinde kullanılır.
Nano altının etkinliği, parçacık boyutunun ve şeklinin (küresel, çubuk vb.) homojenliğine bağlıdır. Kalitesiz üretimlerde parçacıklar topaklanabilir (aglomerasyon) ve çözelti rengi mavimsi mora dönerek etkisini yitirir. İster bir krem formülasyonu olsun ister bir laboratuvar deneyi; kullanılan nano altının saflığı (Purity) ve dağılım kararlılığı (Stability) başarının anahtarıdır.
Nano altın, estetik kaygılarla bilimsel ihtiyaçların kesiştiği noktada durmaktadır. Kozmetikte zamana meydan okurken, tıpta hayat kurtaran teknolojilerin temelini oluşturur. Geçmişin "değerli metali", bugün nanoteknoloji sayesinde "işlevsel bir mucizeye" dönüşmüştür.