
Bir diş implantı yaptırırken hekiminiz "kemik tozu eklememiz gerek" dediğinde veya bir ortopedik ameliyatta "kemik aşısı" yapıldığında, vücudunuza yerleştirilen o beyaz maddenin aslında kendi kemiğinizle birebir aynı kimyaya sahip olduğunu biliyor muydunuz? İşte bu mucizevi mineralin adı Hidroksiapatit (HA).
Kemik doku mühendisliğinin ve rejeneratif tıbbın bel kemiği olan hidroksiapatit, hasarlı kemikleri onarmak ve protezlerin vücuda uyumunu sağlamak için kullanılan en popüler biyomateryaldir. Bu yazımızda, kemiğin bu "doğal mimarını" yakından tanıyoruz.
Kimyasal olarak kalsiyum ve fosfattan oluşan Hidroksiapatit, insan kemiklerinin ve diş minesinin ana mineral bileşenidir. Aslında, kemik dokumuzun ağırlıkça yaklaşık %70'i bu mineralden oluşur. Geri kalan kısım ise kolajen (protein) ve sudur.
Bu mineral, kemiğe sertliğini ve dayanıklılığını veren maddedir. Bilim insanları bu yapıyı laboratuvar ortamında sentezleyerek veya doğal kaynaklardan (sığır kemiği, deniz mercanları) elde ederek tıbbın hizmetine sunmuşlardır.
Vücut, kendisine benzemeyen her şeyi reddetmeye programlıdır. Ancak Hidroksiapatit, kimyasal olarak vücudun kendi kemik mineraliyle aynı olduğu için bağışıklık sistemi tarafından "yabancı" olarak algılanmaz. Bu özelliğe Biyouyumluluk denir.
Hidroksiapatitin kemik greftlerinde kullanılmasının temel nedeni "Osteokonduktif" (Kemik İletken) olmasıdır. Yani:
Hasarlı bölgeye yerleştirilen hidroksiapatit granülleri, bir iskele (scaffold) görevi görür.
Vücudun kendi kemik hücreleri (osteoblastlar) bu iskelenin üzerine tutunur.
Zamanla bu iskelenin etrafında ve gözeneklerinde yeni kemik dokusu oluşur.
Hidroksiapatit, tıbbın birçok alanında kritik bir role sahiptir:
En yaygın kullanım alanıdır. Diş çekimi sonrası eriyen çene kemiğini doldurmak (Sinüs Lifting veya Soket Koruma) için kullanılır. İmplantın etrafındaki kemik hacmini artırarak implantın sağlam tutunmasını sağlar.
Travma sonucu oluşan kemik kırıklarında, kemik kistlerinin içi boşaltıldığında oluşan boşlukları doldurmakta veya omurga füzyon ameliyatlarında omurları birbirine kaynatmak için kullanılır.
Kalça veya diz protezlerinde kullanılan titanyum metalinin üzerine ince bir tabaka Hidroksiapatit kaplanır. Bu sayede metal protez, kemikle çok daha hızlı ve güçlü bir şekilde bütünleşir (Osseointegrasyon).
Piyasada iki tür Hidroksiapatit grefti bulunur:
Sentetik HA: Laboratuvar ortamında kimyasal reaksiyonlarla üretilir. Saf yapıdadır ve hastalık bulaşma riski sıfırdır. Ancak vücut tarafından emilimi (rezorbsiyonu) doğal olana göre daha yavaştır.
Doğal (Biyolojik) HA: Genellikle sığır kemiğinden (Sığır kaynaklı greft) elde edilir. Kemik çok yüksek ısılarda işlenerek tüm organik maddelerden ve proteinlerden arındırılır, geriye sadece mineral iskelet kalır. Gözenekli yapısı insan kemiğine çok benzer.
Bilim insanları artık bu minerali nano boyutta (metrenin milyarda biri) üretebiliyor. Nano-Hidroksiapatit, yüzey alanının çok geniş olması sayesinde kemik hücreleriyle çok daha hızlı etkileşime giriyor. Hatta diş macunlarında kullanılarak diş minesindeki mikroskobik çatlakları onardığı ve hassasiyeti giderdiği kanıtlanmıştır.
Hidroksiapatit, doğanın tasarımını taklit ederek şifa bulduğumuz en güzel örneklerden biridir. İster sentetik ister doğal kaynaklı olsun, bu mineral sayesinde kaybedilen kemik dokuları geri kazanılmakta ve implant tedavileri çok daha başarılı olmaktadır.