
Grafen, çelikten 200 kat daha güçlü, bakırdan daha iyi iletken ve inanılmaz derecede esnek yapısıyla 2004'ten beri bilim dünyasının gündeminde. Ancak bir yatırımcı veya endüstriyel tedarikçi için asıl soru şudur: "Bu malzeme laboratuvardan çıkıp fabrikalara ne zaman tam olarak girecek?"
Cevap: Şimdi. Ancak her grafen yatırımı kazançlı değildir. Piyasa olgunlaşırken, yatırımcıların ve sanayicilerin bilmesi gereken teknik ve ticari nüansları bu yazıda derledik.
Yatırımcıların düştüğü en büyük hata, grafeni tek bir ürün sanmaktır. Oysa ticari değeri belirleyen şey, malzemenin formu ve kalitesidir.
Tek Katmanlı (Monolayer) Grafen: Üretimi en zor ve en pahalı olandır. Genellikle yüksek teknoloji sensörlerde ve çiplerde kullanılır. CVD (Kimyasal Buhar Biriktirme) yöntemiyle üretilir. Pazar payı şu an için küçüktür ancak katma değeri yüksektir.
Grafen Nanoplateletler (GNP): Toz formundadır ve toplu üretim (mass production) için en uygun olanıdır. Kompozit malzemelere, betonlara, boyalara ve bataryalara karıştırılarak kullanılır. Yatırımcılar için asıl hacimli pazar buradadır. Sektörde "grafen tozu" olarak bilinen bu form, endüstriyel dönüşümün anahtarıdır.
Yatırımcılar, grafenin hangi sektörde standart hale geleceğini takip etmelidir. Şu an üç ana sektör öne çıkmaktadır:
Elektrikli araç devrimi, grafen talebini patlattı. Grafen, lityum-iyon pillerin şarj hızını artırmak ve ısınmayı önlemek için anota ekleniyor. Batarya üreticileriyle anlaşma yapan grafen tedarikçileri, geleceğin devleri olmaya adaydır.
Grafen ile güçlendirilmiş betonlar, %30 daha az çimento kullanarak aynı dayanıklılığı sağlar. Bu, karbon ayak izini düşürmek isteyen inşaat sektörü için devasa bir fırsattır.
Elektronik cihazlar küçüldükçe ısınma sorunu artıyor. Grafen bazlı termal macunlar ve kaplamalar, telefonlardan 5G baz istasyonlarına kadar her yerde soğutucu olarak kullanılıyor.
Bir grafen şirketinin veya projesinin başarısı, "gram başına maliyeti" ne kadar düşürebildiğine bağlıdır.
Eski Sorun: Grafen üretmek çok pahalıydı.
Yeni Durum: Yeni eksfoliasyon yöntemleri ve atık grafitten geri kazanım teknolojileri sayesinde maliyetler düşüyor. Yatırım yaparken, şirketin üretim kapasitesine ve maliyet düşürme stratejisine (örneğin "bottom-up" veya "top-down" üretim yöntemleri) bakılmalıdır.
Grafen piyasasındaki en büyük risk "sahte grafen"dir. Piyasada çok ince grafit tozunu "grafen" etiketiyle satan firmalar mevcuttur. Bu nedenle, ISO (Uluslararası Standartlar Teşkilatı) tarafından belirlenen kalite standartlarına (ISO/TS 80004-13 gibi) uygun üretim yapan, sertifikalı tedarikçiler uzun vadede ayakta kalacaktır.
Sadece grafen değil, grafenin diğer 2D malzemelerle (örneğin Bor Nitrür veya Molibden Disülfür) birleşimiyle oluşan "süper kompozitler" yeni bir yatırım dalgası yaratıyor. Bu hibrit malzemeler, savunma sanayii ve uzay havacılıkta metal alaşımların yerini almaya hazırlanıyor.
Grafen bir "zengin olma şeması" değil, endüstriyel bir devrimdir. Hype döngüsü bitti ve artık gerçek üretim döngüsü başladı. Yatırımcılar için doğru strateji; sadece hammadde üretenleri değil, grafeni bir ara ürün olarak sanayiye entegre eden (uygulama odaklı) firmaları ve teknolojileri takip etmektir.