
Bir mühendis için köprü inşa etmek neyse, bir diş hekimi için de diş restorasyonu yapmak odur. Ancak diş hekiminin işi daha zordur; çünkü inşa ettiği yapı hem bir hidrolik pres gibi çalışan çene kuvvetlerine dayanmalı hem de yokmuş gibi doğal görünmelidir.
Yıllarca metal altyapılı porselenler kullanıldı (içi metal, dışı porselen). Sağlamdılar ama ışığı geçirmedikleri için "mat ve cansız" görünüyorlardı. Malzeme bilimindeki devrimle birlikte artık Tam Seramik (All-Ceramic) sistemler çağındayız. Bu yazıda, camın zarafeti ile kristalin gücünü birleştiren dental seramik teknolojilerini inceleyeceğiz.
Dental seramikleri anlamak için onları bir spektrum (yelpaze) üzerinde düşünmelisiniz. Bir uçta estetik (Cam), diğer uçta dayanıklılık (Polikristalin) vardır.
Bunlar, spektrumun "Cam" ucundadır. Doğal diş minesine en yakın optik özellikleri taşırlar. Işığı geçirgenliği (translusens) muazzamdır.
Kullanım: Genellikle "Laminate Veneer" (Yaprak Porselen) yapımında kullanılır.
Dezavantajı: Kırılgandır. Arka dişlerdeki yüksek çiğneme kuvvetlerine tek başına dayanamaz. Genellikle ön bölge estetiği için bir metal veya zirkonya altyapı üzerine "işlenerek" (layering) kullanılır.
Cam seramiklerin içine, onları güçlendirmek için lityum disilikat kristalleri eklenmiştir. Günümüzde estetik diş hekimliğinin "altın standardı" kabul edilir.
Özelliği: Hem çok sağlamdır (360-400 MPa eğilme direnci) hem de ışığı çok iyi geçirir.
Kullanım: Ön diş kaplamaları, ince veneerler ve küçük köprüler.
Teknoloji: Basınçla döküm veya CAD/CAM kazıma yöntemiyle "Monolitik" (yekpare) olarak üretilebilir.
Burası spektrumun "Kristal" ucudur. İçinde cam fazı yoktur, tamamen polikristalin yapıdadır.
Özelliği: İnanılmaz dayanıklıdır (1000-1200 MPa). Kırılması neredeyse imkansızdır.
Eski Sorun: Eskiden çok opak (kireç beyazı) olduğu için sadece altyapı olarak kullanılırdı.
Yeni Çözüm: "High Translucent" (Yüksek Işık Geçirgenlikli) Zirkonya ve "Kübiğe zenginleştirilmiş" Zirkonya türleri ile artık estetik kaygısı olan bölgelerde de tek parça (monolitik) olarak kullanılabiliyor.
Eskiden diş hekimliğinde ölçü almak için ağza hamur benzeri maddeler sokulur ve alçı modeller dökülürdü. Seramik tozları fırça ile işlenirdi. Şimdi ise süreç tamamen dijitalleşti:
Tarama: Ağız içi kamera ile saniyeler içinde 3 boyutlu dijital ölçü alınır.
Tasarım (CAD): Bilgisayarda mikron hassasiyetinde yeni diş tasarlanır.
Üretim (CAM): Sinterlenmiş seramik bloklar, 5 eksenli CNC makinelerinde (milling unit) dakikalar içinde kazınır.
Bu yöntem, seramik malzemenin insan hatası olmadan, endüstriyel standartlarda ve homojen bir yapıda üretilmesini sağlar. Bloklar fabrikasyon üretildiği için içlerinde hava kabarcığı veya çatlak riski minimumdur.
Bir seramik parçasının "diş" gibi görünmesi için sadece beyaz olması yetmez. Şu optik özelliklere sahip olması gerekir:
Floresans: Doğal diş, UV ışığı altında (örneğin gece kulübünde) hafifçe parlar. Dental seramikler de bu özelliği taklit etmelidir, aksi takdirde karanlıkta dişler "yok olmuş" gibi görünür (black hole effect).
Opalesans: Diş minesi, ışığın geliş açısına göre hafif mavimsi veya turuncumsu yansımalar yapar. Seramik tozlarına eklenen özel oksitler bu efekti sağlar.
"En iyi diş malzemesi" diye bir şey yoktur, "vaka için en doğru malzeme" vardır. Eğer hastanın diş sıkma alışkanlığı (Bruksizm) varsa, estetikten biraz ödün verip Zirkonya tercih edilir. Eğer ön dişte maksimum doğallık aranıyorsa ve yük az ise Feldspatik veya Lityum Disilikat kullanılır.
Malzeme bilimi, artık hekimlere hem betonu kıskandıracak kadar sağlam hem de inci kadar zarif seçenekler sunarak, gülüşleri sadece onarmıyor, yeniden inşa ediyor.